5 Dakika - Karakalem (Karsantı - 2011)

– 5 DAKİKA –

En değerlilerinden biri ile konuşurken, yanındaki diğer değerli “sırada ne var” diye sorduğunda ilk değerli onlara “5 dakika” diye cevap verdi.

Değerlilnin yüzündeki bilinçli ifadeyi hissedip anlayana dek bir kaç saniye dimağları sanki boşluktaymışcasına değerlinin yüzüne anlamsız anlamsız baktılar. Elindeki kırılmış raylı cep telefonunu yerine oturtmaya çalışıyordu ki, birden anladı. Yüzünde biraz önce kaçırdığı bir anlam daha gördü. O anlam oradaydı, ama görememişti. Yanındaki diğer değerli de hissetmişti. “5 dakika” içlerinde fırtına gibi çalkalandı bir kaç salise.
İlk anladıklarında zihinlerinde bir atom bombası patladı. Saniyeler tamamlamana kadar kıyametler kıyametleri izledi. Evrenin yaratılışından bugüne kadarki süreç en hızlı ileri sarma hızında zihinlerinden geçti ve aniden bugüne dondüler. İlk önce diğer değerli büyük patlamadan dilini kurtardı ve “5 dakikada ne yapabilirsin?” dedi. Değerli, diğer değerliye “hiç bir seye gerek yok” dercesine bakıp gücünün yettiğince gülümsüyordu.

Sonunda patlamanın etkisinden kurtulmuş ve dilini geri kazanmıştı. Saniyelerin sessizliğini bozdu. Bozmak zorundaydı. Hissedilmiş 5 dakika gercekte daha az olabilirdi. Tüm gizli saklıların, söylenmeyenlerin dile getirilmesi lazımdı. Vakit kalmamıştı. Kollarını açıp diz dökerek değerliye gözünün buğusuyla sarılırken titrek sesi ile “sana seni ne kadar sevdiğimi söyleyebilirim” diye haykırmaya çalıştı. Haykırmak denemezdi buna çünkü sesi çıkmıyordu bile. “Hem de defalarca” dedi. Titrek sesi hıçkırıklara yenik düştü. Başı değerlinin göğsüne yaslanmış, gözleri sıkı sıkı kapalıydı. Gözünün altındaki fırtınayı icinde tutmaya çalışıyordu. Fırtına o kadar kuvvetiliydi ki göz kapakları ağrıyordu. Gözlerinin yanından içinin taşan nehirleri sızmaya başladığı anda değerli sordu “peki bunu bana bugüne kadar neden hiç söylemedin?”

~Karsantı~
24.08.2011